Tanrı Yolu Türkün yolu

Bu gün 6 eylül yarın 7… Yurdumda yaşayan gayri müslim azınlıklara uygulanan şiddetin 60. Yıl dönümü. Türk olduğum için utanmam mı gerek? Hayır Türk olmaktan her zaman gurur duydum. Şamanlık inancı ile başlayan yolumun bir kültür yolu ve mirası olduğunu unutmadan. Her şeyden önce Türk olduğum için gururlandım unutmadan Gök Tingriyi. Tanrı’ya kitaplarına ve peygamberlerine inandım saygı duydum. Tüm yarattıklarını, yaratan Tanrımı sevdiğim gibi sevdim, saydım. Tarihimi geçmişimi, geleceğimi atalarımın anlatımlarından, günümüze kadar gelen geleneklerimizden öğrendim. Bir çiçeği dahi mecbur kalmadıkça dalından koparmanın ruhları kızdıracağını bilerek… bir çiçeği dahi koparmaya kıyamayan Türk geleneği nerelerde sürünüyor. Türk İslam’mı dediniz? Pardon ben almıyayım. Türk olmak Ata kültürümü? Anamdan gördüklerimi, öğrendiklerimi unutmadan yaşamak bana yetiyor.

Bu gün Ülkemi uzak diyarlardan izliyorum. Neler oluyor? Bir millet ne zamanki Dini inancını ülküsünden, Türklüğünden daha çok severse, o dine daha çok inanarak yok sayarsa ülküsünü, yok olmaya mahkum etmiştir kendini. 4 büyük din ile ana erkilden ata erkile dönüşen kültürümüzün nasıl yozlaştırıldığına seyirci kalmak derinden yaralıyor beni. Sanki kadını başka bir Tanrı yaratmış gibi. Kültürümüzde Ana yani bizleri bu dünyaya getiren, bu dünyada yaşayabilmemiz için besleyen, büyüten ve yol gösteren Ana. Sahip olduğumuz kültürümüzde var oluşunu sürdürmüştür. En azından İslamiyet, Cenneti Ananın ayakları altına sermiştir. 4 büyük dinin yayılması ile birlikte toplumlar erkek egemenliğine geçmiştir. Bu olgu Türk kültüründe son bulmuş gibi gözüksede, Dilimiz; başka hiç bir dilde olmayan Ana’yı mekeze almış, şu sihirli sözcükler ile taçlandırmıştır. Ana kucağı, Ağlarsa Anam ağlar, Anayurt, Anavatan, Anadolu, Anayol,  ve daha niceleri.

Bir de Müslümanız diyen araplara bir bakın; Filistinliler; Ana yurtlarını satmışlar para karşılığında İsrail oğullarına, şimdi yakınıyorlar. Libya; Kapitalizime direnen Kaddafiyi arkasından vurulmuşlar din kardeşleri. Irak ve Saddam hüseyin aynı kaderi yaşamış Libya gibi. Suriye ve Esat, durmamış yezidler kan gölüne çevirmişler ülkelerini. Arap emirlikleri, Saudiler, safahatı yaşarken Türkiye kucak açmış göçmenlerine. Koskoca bir İslam Dini bölüne, bölüne kuşa dömüş. Ne Tanrı kitabı Kuran, nede Elçisi kalmış zihinlerde. Varsa yoksa Mezhepler. 4 Mezhep derken, Mezheplerde bölünmüş kendi içinde binlere. Sanki Tanrının Kitab’ında mezhapler (Yollar) yazarmış gibi. Yurdum kan gölüne dönmüş. Yönetenlerin din maskesi yüzlerinde, Şeytanlar yönetir olmuş yurdum insanını. Dün Gök Tingri den korkanlar (Allahtan korkanlar) unutmuşlar İnsan olduklarını, Tanrı sözlerini. Kültürümüzde üretilenin adilce paylaşıldığı geleneklerimiz nerede ise hatırlanmaz olmuş günümüzde. Zenginlik yer değşiştirmiş, gönülden cebe, mala, mülke doğru. Ey bu dünyada var oluş sebeplereni unutanlar. Ey Türk titre ve kendine gel. Bilmezmisinki Gök Tanrı İnsanlara bağışladığı iktidarı (kut) ve kısmeti (ülüğ) değerini bilmeyenlerden geri alır. Şafak söktüren (tan üntürü) ve bitkileri oluşturan da “Ulu Tanrı”dır. O, yaşam verici ve yaratıcıdır, ölüm de yaşamda Tanrı’nın iradesine bağlıdır. Tanrıya inanan bir insanın doğaya karşı büyük saygısı olmalıdır, çünkü doğa ruhlarla doludur. Büyük bir dağın, görkemli yaşlı bir ağacın, bir gölün ya da yolundan geçen bir vahşi hayvanın bir ruhu ve böylece bir kişiliği vardır. İnsan doğadan sadece kendine ve ailesine lazım olduğu kadarını alır, savurganlık, israf  Tanrıyı (Tengriyi) ve yer sularını öfkelendirir. Eğer insan doğadan bir şey alabildiyse bu sırf doğa ruhlarının rızası ile olmuştur. Bu yüzden onlara minnettar olunması saygı duyulması gerekir.

Unutmadan sahip olduğun yüce din’i, Kültürünü, gelenek ve göreneklerini İslam dinine monte ettin ne Müslüman olabildin ne de Tanrı için yaşayan İnsan. Bugün hala islamiyet bağlamında yaşanan Ölene saygı, Mezarlara saygı, yeni doğan’nı kutlama, kırk banyosu, kırk çıkarma geleneği, kurşun dökme, fal açma, çaput bağlama, Ata – Dede geleneği, nazar, Hıdrelez (yeniden doğum) gibi inançlar,  Gök Tanrı inancı ve ötesine dayanır. Ne mutlu ki günümüzde ve ülkemde daha hala Gök Tanrıdan korkan ona kusur etmekten kaçınan İnsanların var oluşudur ülkemizi ayakta tutan. Türk boyları İslam dinini taçlandırmış asya ve avrupaya yaymıştır.

Bu gün Müslüman Arap devletlerinin biri birlerini nasıl arkadan hançerlediklerine şahitlik ediyoruz. İnsanlar sefalet içerisinde açlık, zulüm altında ezilirken yöneten Krallar, diktatörler lüks içinde har vurup harman savurmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Türk olmanın gururunu yok saymadan, Örf ve adetlerini unutmadan İslamiyeti kabul etmiş Alevi vatandaşlarıma hayranlık duyuyorum. Ne mutlu onlara ki Hakka, Peygambere, Peygamber soyuna saygıyı eksik etmeden Tanrı emrine uymuş, Aliyi Yüceltmiş, önce İnsan demekten hiç vaz geçmemişlerdir. Özlerinden gelen örf ve gelenekleri yok saymadan yaşayabilen Türk boyları hangi dine inanırsa inansınlar. İnandıkları dini yüceltmişlerdir. Hazarlarlar, Karaylar ve Kırımçak boyları Musevilik dinini benimserken Hazar İmparatorluğu olarak Allah Allah diyerek gelen Müslüman Arap ordularına karşı hep zafer kazanmıştır. Ortodoksluk inancını seçen Ak hunlar, Karamanoğulları, Avarlar, Bugarlar Büyük imparatorluklar kurmuşlar ve asırlarca bu dini bütün dinlere karşı savummuşlardır. Bu Türk boyları hiç bir zaman dinlerinden dolayı biribirileri ile savaşmamıştır. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbulu fethinden önce Ortodoks Karamanoğulları ile yaptığı saldırmazlık anlaşması Aynı kökten gelmiş olmalarına dayanmaktadır. Osmanlı en büyük desteği Bugar, Avar ve Hunlardan almıştır. Bütün dünya (Hungarien) Hun ülkesi derken Bu gün bir tek Türkiye Cumhuriyeti Macaristan demektedir. Moldavyada yaşayan Ortodoks özü Türk Gök oğuzlara (Gagauz) derler’ki sebebini anlamam mümkün değil.

İşte bu sebeptedirki bana Arabistanda Yaşayan Müslüman Arap değil; özü sözü Türk olan, örf ve geleneklerini unutmadan yaşayan Ortodoks Hunlar, Avarlar, Bugar ve Karamanoğulları, Yahudi olan Hazarlar daha yakındır. Dil, kök ve kültür kardeşliği her zaman din kardeşliğinden daha önemlidir. On bin yıldır Gök Tanrıya inanan kavimlerin Tanrı değiştirmeden Tek tanrıya inanmaları doğaldır. On bin yıldan günümüze Göğün 72 kat olduğunu, Gök Tingrinin her şeyin yaratıcısı olduğunu unutmadan o zamanlardan günümüze böyle nadide bir kültürün, inancın ferdi olmak bana gurur veriyor.

İslam dininin Peygamberi bile ben Arabım, Arap benden değil demiş. 12 Kabileden oluşan İsrail oğulları Tanrı tarafından lanetlenirken Museviliği seçen Hazarların var oluşundan olsa gerek daha hala ayakta kalmaktadır. (13.Kabile Arthur Koestler)

Siyonizim ve Hazar Jahudileri; İsrail oğulları 12 kabileden oluşur ve araptırlar. Peki bu beyaz tenli yerine göre Mavi gözlü jahudiler kimdir? Hazarlar  İdil kıyıları ve Kırım yarımadası arasında imparatorluk kuran bir Türk halkıdır (468-965). Musevîdirler, Bizans ve Arap kaynaklarına göre, Hazar ülkesinde yaşayan halkın büyük çoğunluğunun Uygur, Hazar, Ön Bugar, Sabir ve Peçenek gibi Türk boyları olduğu bilinmektedir. Hazarların büyük bir bölümü 8. yy’da Musevliği benimsemiştirler. O yüzyıllarda kuvvetli teşkilatı, canlı ticari faaliyeti, dini hoşgörüsü ve iktisadi refahı ile Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzey düzlüklerinde itil (Volga)’den Özü (Dnyeper)’ye, Çolman (Kama)’a ve Kiyefe uzanan sahada siyasi istikrar sağlayan Hazar hakanlığı Doğu Avrupa tarihinde büyük rol oynamış en önemli Türk devleti olarak görülmektedir. Hakanlığa ad veren Hazarların yukarıda gördüğümüz tarihi seyir dolayısiyle, Sabar Türklerinin devamı oldukları islam yazarı el-Mes’üdi (10. yüzyıl)’nin bir kaydı ile de kuvvet kazanmıştır…

Siyonozimi oluşturan, bu gün ağlama duvarında ağlayan jahudiler beyaz tenli ve Hazar jahudileridir. Kudüs’ün Yahudilik için önemi Süleyman Mabedi’nin bu şehirde bulunmuş olmasına ve hatta bu mabedin bu günkü Mescidi Aksa da olduğuna inanmaktad ırlar. Yahudiler Kudüs’e ‘Ötelerin şehri’ nazarı ile bakarlar ve burası Allah’ın evi olarak kabul edilir. Yahudilerin kutsal kitabı Eski Ahit’te Kudüs ’ün önemi ’’Son Günlerde’’ ve ’’Adalet Gününde’’ belirginleşir. Isayahu peygambere göre Kudüs ’’Adalet Sehridir’’. Yahudi inancına  göre burada son mahkeme kurulacaktır. Aynı zamanda Kudüs, Eski Ahit’te Beni Israil’i sembolize etmektedir. Onun yıkılması Israiloğullarının sürgüne önderilmesi demektir. Ve gelecekte yeniden imarı da Israiloğullarının sürgünden dönüşünün ifadesidir. Yahudi tarihinde ikinci Mabed döneminde Kudüs bir hac sehri haline gelmiştir. MS 70 yılında şehrin yıkılması ile sürgüne gönderilen Yahudiler için yıkık şehir kendi gurbet ve perişanlıklarını sembolize etmektedir. Bu kadar bilgi aktardığıma göre sonucu da anlatmalıyım.

Sırası ile PKK, PYD, İSİD bir siyonizim planıdır; hadi canım sende diyeceksiniz. İnanın bazen ülkemi yönetenlerin siyonizimin bir maşası ve ya bire bir Siyonist olduklarına inanıyorum. Bu benim inancım; Şöyle bir düşünelim bu günkü Mescidi aksayı Yahudiler yıksa neler olur? Bütün İslam devletleri birleşerek dünyayı ayağa kaldırırlar ve İsrail bundan büyük zarar görür. Suriyenin bu günkü parçalanmış halini  gördüğümde, Esat’ın gitmesini isteyenleri dinlediğimde hepsinin siyonist planın bir parçası olduğuna ve siyonistlere hizmet ettiklerini düşünüyorum. Büyük orta doğu projesi falan yapılmak istenileni ört bas etmek için uydurulmuş bir olgudan ibarettir. Amaç; Mabedleri yıkanların Mescidi Aksayı İSİD in yıkıp yakmasına olanak sağlamaktır. Müslüman bir örgüt tarafından yıkılıp yakılan Mescidi Aksa için kimse suçlanamıyacaktır. İSİD yok edilecek tarihten silinecektir. Yıkılmış, yakılmış bir Mescidi Aksanın yerine İsraillilerin yapacağı ‘’Süleyman’ın ilk olarak yaptırdığı Beytülmakdis’i’’ bağrında saklayan, bu yere muhteşem bir Süleyman mabedi yapılacaktır. Bu başarı da 12 Kabileden oluşan İsrail oğullarına değil 13. Kabile olarak adlandırılan Siyonizimin kurucusu Hazarların hanesine yazılacaktır. Yani öyle Ülkemi yönetenlerin arada sırada İsrail için bağırıp çağırdıklarına bakmayın. Hepsinin kafasının arkasında bu büyük günü gerçekliştirmekten başka bir şey yatmıyor. Siyonist çocukları askere gitmezler. Bir şekilde ya para karşılığında ve ya başka sebepler uydurarak bu görevden kaçarlar. Onlar için hayatta kalmak kudüs hayallerini gerçekleştirmek adına şarttır. Emellerine erişebilmek için her kılığa girebilirler. İnandıkları dinin dışında başka bir dinin lideri bile olabilirler. Hitler döneminde Avrupada Holokaust’u yaşamış Hazar jahudileri kaybettikleri 6 milyon kardeşlerinin intikamını almak için her türlü kılığa girebilirler. Şimdi ülkemde koparılan fırtınanın ne anlam ifade ettiğini siz düşünün. Kandırılmış dağlara çıkartılmış PKK militanları PYD Mesud Barzani gibiler bu planın bir maşası. Süleyman mabedinin bitimi ile adı geçen bütün terör örgütleri Büyük İsrail tarafından temizlenecek ve tarihteki yerlerini hainler olarak alacaklardır.  Peki içimizdeki hayinlere ne olacak?

Arap milleti nankör bir millettir. İnandıkları dinin Peygamber soyunu bile katletmekten geri kalmamıştır. 4 büyük dinin Kudüs, Arabaistanda doğması boşuna değildir. Tanrı bir türlü adam olmayan bu Arap milletini adam edebilmek adına  bütün Din ve  Peygamberleri, bu kıta’da var etmiştir. Ata sözlerimiz vardır ki gerçekleri vuruverir İnsan olanın suratuna. Ayıdan post Araptan dost olmaz, ne Arabın yüzü ne Şam’ın şekeri. Yalan söylüyrsam Arap olayım, gibi. Her türlü şeytanlığa bulaşan bu millet Tanrıya değil şeytana hizmet etmekten hiç geri kalmamıştır. Şu dünya’da bir tane Arap devleti gösterin’ki İnanıyoruz dedikleri Tanrının koyduğu kurallar içinde yaşayan. Musaya ve hatta Davut’a ihanet eden İsrael oğulları, İsaya ihanet eden hatta çarmaha gerilmesine neden olan yine onlar. (Yehuda) Hz. Peygambere ihanet edenler neslini tüketmek için var güçleri ile çalışanlar (Kureyş’in kafirleri, Yezid bin Muaviye) daha doğrusu bu günün Suni meshebine dahil olan Müslüman olarak geçinenler. ( Emeviler)

Türk boylarının Miletleşme tarihi her ne kadar MÖ. 6000 gösteriyorsada Anadoluya göç etmeleri  MÖ. 310 olarak bilinir. Akatlar, İskitler, Sarmatlar, Hazarlar, Karamanoğulları, Selçuklar, son olarak Birleşik Türk boyları Osman lı. İnançlarını geleneklerini, kültürlerini de Türk yurdundan beraberinde getirmiş, binlerce yıldır bu topraklarda kök salmıştır. Her türlü zulmü, kötülüğü inandıkları din uğruna yapanlar, biliniz ki yanlış yoldasınız. Tanrı yarattıklarını korur, kollar. Tanrı kelamını yok sayanlardan bir gün muhakkak hesabını sorar. ’’Anadolu’’ insanı Arafta kalmaktan kurtulacaktır. Türk kültürünü benimsemiş, muhteşem geleneklerin yaygın bir şekilde yaşandığı din kardeşliğinden öte kültür kardeşliğini yakaladıkarında, İnsan olmanın erdemlerini unutmadan kurtulacaklardır bu esaretten.

Tanrı tüm kardeşlerimi korusun.

 

Mehmet Tevfik Özkartal

 06.Eylül.2015  Stein

Fikrinizi yazin